Adolf Hitler Kimdir Siyasi Hayatı ve Yahudi Soykırımı Gerçeği

Kimdir Siyasi Hayatı ve Gerçeği

20 Nisan 1889 Avusturya doğumlu olan Adolf Hitlerin babası, gümrük memuru Alois Hitler’dir.

Adolf Hitler Kimdir ve Gençliği

Adolf gençlik yıllarındayken babası ısrarcı bir tutumla onun memur olmasını istiyordu. Adolf ise resim yapmayı seviyor ve kendini bu alanda geliştirerek ünlü bir ressam olmak istiyordu. Derslerdeki başarısızlığı ise cabasıydı. Hitlerin daha sonradan anlattıklarına göre sevdikleri dersleri sürekli ve tekrar tekrar okurken, sevmediği dersleri kasıtlı olarak okumuyordu. Dolayısıyla okul hayatı da başarısızlıklarla sürüp gidiyordu. Kendini ressam hayal eden Adolf’un en başarılı olduğu ilim dersleri ise Tarih ve Coğrafyaydı. Hatta öyle anlatıyor ki Adolf bu derslerde sınıf birincisiydi. Ancak ilerleyen yaşıyla birlikte mimar hevesinin daha çok arttığını da söylemiştir.

Babası vefat ettiğinde henüz 13 yaşında olan Adolf’un annesi babası öldükten sonra tıpkı babası gibi Adolf’un memur olmasını daha fazla istemeye başlamıştı. Ancak Adolf’ta her zamankinden daha kararlı bir şekilde bu fikre karşı duyuyordu. Anne oğul arasında bu konu adeta bir çatışmaya dönüşmüştü. Ancak Adolf ciğer hastalığına yakalanmış ve ciğer hastalığından dolayı 3 hafta kadar yatakta kalmıştı. Bu durumda doktor Adolf’un hiçbir zaman bir büro içinde uzun süreli kalamayacağını söylemişti. Bu hastalık ise annesinin memurluk isteğinden vazgeçmesine ve Adolf isteği üzerine akademiye gitmesine yol açtı. Bu anlamda yakalandığı ciğer hastalığı Adolf’un adeta hayallerinin kapısını açmıştı.



Adolf Hitler Viyana Yılları

Adolf şanssız bir çocuktu. Babasının vefatının üzerinden çok geçmeden birkaç yıl sonra annesini de kaybetmişti. Bunun üzerine Adolf tahsilini tamamlamış ve Viyana Güzel Sanatlar Akademisinde sınavlara girmek için Viyana’ya gitmişti. Ancak bu  arada işler hiçte onun istediği gibi yürümedi ve Adolf akademi sınavlarından iki defa başarısızlık sonucunu aldı.

Viyana yıllarıyla ilgili Hitler daha sonradan bahsederken Viyana’nın adının dahi ona acı verdiğini söylemektedir. Hitler’in kendi ağzından anlatımına göre Viyana’da işçi olarak çalışmış ve bu süre zarfında karnını doyuracak kadar parayı dahi zor kazanıyormuş. Adolf’un bu sefalet hali içindeki tek eğlencesi ise okuduğu kitaplar olmuş. Hatta diktatörlük yıllarında Viyana’da okuduğu bu kitapların kendi bilgi birikimine çok katkısı olduğunu söylemiştir.

Hitler Marksisizim düşüncesi ve Yahudi nefretini de bu yıllarda okuduğu kitaplar sonucunda kazandığını söylüyor. Hatta öyle ki Hitler Viyana’dan sonra düşüncelerime ufak katkılar eklesem de, düşüncelerimin temeli hiçbir zaman değişmedi diyor.

Adolf Hitler Siyasi Hayat

1912 yılında Münhene taşınan Adolf I. Dünya Savaşı esnasında gönüllü Alman Ordularına katılmış ve burada Bavar Piyade Alayında onbaşı rütbesi ile görevini ifa etmiştir. Savaşta iki defa yaralanan Adolf savaş boyunca birçok kahramanlık göstermiş ve gösterdiği kahramanlıklardan ötürü Almanlar tarafından Demir Haç Nişanı ile ödüllendirilmiştir. Savaş sonrası ise görevi Alman milliyetçiliğini yaymak, bir akım haline dönüştürmek olmuştur.

Siyasete girişi ise ordudan ayrılarak Alman İşçi Partisine katılmasıyla başlamaktadır. Partinin tebliğatından sorumlu olan Adolf’un partisinin adı bir yıl sonra değişerek Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi olmaktadır. Kısa adı NAZİ olan parti bugünkü NAZİ kelimesinin de temelini oluşturmaktadır. NAZİ aslında Hitler’in partisinin adıdır.

Hitler partide kendi gücünü göstermek için sosyalist ve komünistlerle toplantılar düzenlemiş ve sonunda partideki gücünü hissettirmişti. Çünkü artık parti güçlenmesinin temelindeki sebebi Adolf’a bağlamaya başlamıştı. Bunun üzerine kendini parti lideri ilan ettiler. Hitler propogandayı çok iyi yaptı. Mitingler düzenledi, medyayı adeta ele geçirdi ve bütün imkanları kullanarak kendini tanıtmayı başardı. Ayrıca hitler yalnızca propoganları değil parti içi teşkilatlanmasını da çok başarılı bir şekilde yapmıştı. Hitler parti içi teşkilatlanmasında başarılı kişileri parti yönetimine  yerleştirmiş, bu sayede de çok güçlü bir devlet kadrosu kurmayı hedeflemişti.

Birahane Darbesi

Hitler düzenli ve devamlı olarak toplantılar düzenlemekteydi. Münhende bir birahanede 1923 yılında mevcut yönetimin yıkılmasıyla ilgili bir direniş yapılmasının gerekliliğini savunan bir konuşma yapmıştı. Ertesi gün olduğunda ise milyonlar bu amaç uğruna yürüyüşe geçmiş ancak bu eylem başarısızlıkla sonuçlanmış yürüyüşte bulunan polis tarafından tutuklanırken, ayaklanmayı çıkaranlar yani parti liderleri tutuklanmıştı.

Parti yöneticileri ve Hitler bu sebepten ötürü hapis cezasına çarptırılmıştı. Hitlerin çok meşhur kitabı Kavgam da Hitler’in hapishane yıllarında yazdığı kitaptır. Bu kitap günümüzde Alman ideolojisinin ve faşizmin temelini oluşturmaktadır.

İktidara Doğru

Tahliye olduktan sonra Hitler partisinin çok kötü durumda olmasından dolayı partiyi kalkındırma planları yapar. Bunun için de güçlü işadamlarının desteğini almak parti içinde işsiz ve az geliri olan Almanları yerleştirir. Hitler kurduğu bu parti ile aşırı sağcı kesimin oylarını toplar ve girdiği seçimde %18,3 oranında oy toplar. Bu sayede parlemento da 12 temsilcisi varken, bu seçimle birlikte temsilci sayısını 107’ye yükseltmiş olur. 1932 yılı seçimlerinde Cumhurbaşkanı Hindenburg olur, bu sırada ikinci adam olan Hitler cumhurbaşkanı tarafından başbakan olarak atanır.

Hitler gücü kendi elinde toplamak ister. Bunun için de devlet önemli kadrolarında çok güvendiği, kendine sadık olan ve nazist düşünceli kişileri yerleştirir. Bakanlıklarda en önemli bakanlıkları bu şekilde yerleşim yapar. Bu sayede yüksek oranda gücü kendi elinde toplamış olur. Ayrıca Hitler bu yıllarda parlemonto faaliyetini de durdurmaktadır.

2 Ağustos 1934’de Hidenburg hayatını kaybetmiştir ve Hidenburg’un hayatını kaybetmesiyle bütün güç hitlerin elinde toplanmıştır. Ve Adolf olarak bahsettiğimiz bugünden sonra Hitler olmuştur. Ülkede  o günden itibaren otoriter / faşist bir devlet düzeni kuruldu. Hitler kendine Gestapo olarak adlandırılan bir polis teşkilatı kurdu ve o günden sonra Almanya polis devleti oldu.

Yahudi Soykırımı Gerçeği

  1. Dünya Savaşı esnasında Hitler liderliğinde Yahudiler üzerinde katliam yapılmıştır. Bu dönem içinde işgal altındaki ülkelerde yaşayan insanlar köleleştirilmiş ve esir kamplarına konulmuştur. Esir kamplarının yanı sıra hapis kampları, işkence kampları ve konsantrasyon kampları kuruldu. Naziler yapmak istediği her şeyi korku ve terör yaşatarak bir şekilde gerçekleştiriyordu. Polonya da hayatını sürdürmekte olan entelektüeller ve papazlar bu dönemde kasıtlı olarak öldürüldü.

Naziler birçok kiliseyi ve okulu kapatmıştır. Bununla birlikte Rusya’nın siyasi adamlarının da idamına karar verilmiş ve idamları gerçekleştirilmiştir. 2. Dünya Savaşı esnasında Rusya’dan esir aldığı kişiler konsantrasyon kamplarına götürülmüştür. İstatistiklere göre Naziler Rusya’dan 5,5 milyon savaş esiri almış ve bu esirlerden 3,5 milyonunu öldürerek adeta bir katliama imza atmıştır.

1942 yılında gerçekleştirilen konferansta Hitler’in emrinde çalışan ve kişisel korumalığı için oluşturulan birliklerin Yahudilerin imhasını yapmasına karar verildi. Bu dönemde Yahudiler eşitlik, hürriyet ve daha birçok insani haktan mahrum bırakılmış, Almanya da doğmalarına rağmen vatandaş olarak kabul edilmemiş ve katliamları adeta şan olmuştur. Bu dönemde kendilerine Yahudi katliamı görevi verilenler kendilerinin çok şanlı olduğunu düşünmekte ve o şekilde düşündürmekteydi.

Tamamen soykırım gerçekleştirmeleri amacıyla yetiştirilmiş SS ekibi Rusya’da 2 milyon Yahudiyi kadın, erkek, çocuk demeden katletmişler ve kalan 3,5 milyon Yahudi önce esir kamplarında tutulmuş, daha sonra da nüfustan zorunlu olarak izole edilmişti.

Yahudiler yer değiştireceklerini düşünerek sığır araçlarına bindiriliyor, aç, susuz yolculuğa talim ediliyor ve sonrasında konsantrasyon kamplarına götürülüyordu. Burada Yahudiler yeni hayatlarını süreceklerini düşünürken, işkencelere karşı adeta gözlerine inanamıyorlardı.

Yahudi soykırımı yapılırken bazıları idam edilmiş, bazıları gazla yakılarak öldürülmüş, bazıları ise açlıktan veya hastalıktan ölüme terk edilmişti. Bazıları seçilmiş köle işçi olarak çalıştırılmıştır.

Esir kamplarında çalışabilecek durumda olanlara hayatları bahşedilip, köle olarak çalışmaları için işçi kamplarına gönderilirken, çalışacak durumda olmayanlar idam ediliyordu. Tabi bunlara çocuklarda dahildi. Çünkü çocukların çalışacak durumu yoktu. Ergenlik çağında olan, ergenlik çağına ulaşmamış bütün çocuklar katlediliyordu. Anlatılanlara göre bazen kadınlar çocuklarını eteğinin altına saklıyordu. Ancak bunun fark edilmesi durumunda çocuk hemen alınarak katlediliyordu.

İstatistiklere bakıldığında günümüz Yahudilerin %65’ine tekabül eden sayıda 6 milyon kadar Yahudi katledilmişti. Ayrıca Yahudi olmayan 6 – 7 milyon insan daha katledilirken, Yahudi olan 1,5 milyon çocukta imha edilmişti. Yahudilerin günümüzdeki kini ve nefreti çektikleri ızdırap ve yaşadıkları işkenceden gelmektedir.

Bir tartışma başlat veya yanıtla