Aspirinin faydaları zararları ve aspirinin tarihçesi

, neye iyi gelir ve aspirinin olası zararları ve tarihçesi: Bundan tam 4000 yıl önce. bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde bir keşif yaptılar, bir tür ağacın kabuklarını koparıp bir kaç işlemden geçirdikten sonra kullandıklarında, vücutlarında oluşan ağrılar yok oluyordu. Sümerlerin yaptığı bu keşfin, binlerce yıl sonrasında bir çok hastalığa iyi geleceğini ve tıbbın seyrini değiştireceğini muhtemelen bilmiyorlardı. Ancak sümerlerin keşfettiği bu bitki, günümüz dünyasında çok sık bir şekilde kullanılan aspirinin yapı taşıydı.

dünyanın en ünlü ilaçlarından olan aspirinin hammaddesi saf asetilsalisilik asittir ve dünyanın her yerinde bol miktarda bulunan söğüt ağacı ise bu maddenin kaynağıdır, keçi sakalı bitkisinin çiçeklerinde ve keklik üzümü yağıda doğal bir şekilde asetilsalisilik asit içermektedir. sümerler, antik mısır medeniyeti, antik yunan ve dünyanın diğer tüm kültürlerinde kullanılan bu madde, eski medeniyetler tarafından da sık bir şekilde kullanılmaktaydı,

Aspirinin kısa tarihi

İlk olarak, milattan önce 400 yılında, modern tıbbın babası olarak kabul edilen hipokrat, vücutta oluşan ağrıları azaltmak için hastalarına, söğüt yaprağından yapılan çayı içmelerini tavsiye ederek, reçetelerinde kullandı.

Ancak bu maddenin potansiyel gücünü araştırmak 2000 yıldan fazla bir zaman aldı, 1763 te edward stone isminde bir ingiliz araştırmacı, 5 yıl süren deneylerin sonunda, söğüt ağacı kabuğunu toz haline getirip tükettikten sonra yüksek ateşi tedavi edebileceğini kanıtladı.

Alman eczacı johann buchner ise 1828 yılında, söğüt ağacından elde edilen maddeyi yani salicin denilen bileşeni tanımlayarak saf hale getirmesi 70 yıl sürdü. böylece bileşenin tam olarak tanımlanmasıyla birlikte bu maddenin yapısında değişiklik ve diğer çalışmalar mümkün hale geldi.

1853 yılında ise, fransız kimyager Charles Frédéric Gerhardt  tarafından yapılan çalışmalar sonunda, ilk kez aspirinin etken maddesini kimyasal olarak sentezlemeyi başardı ve asetilsalisilik asit maddeyi oluşturdu.

Bayer firması kimyagerlerinden Dr. Felix Hoffmann, 10 Ağustos 1897’de salisilik asidi asetik asit ile sentezleyerek saf asetilsalisilik asidi üretti ve aspirini buldu 11 gün sonra aynı yolla diasetilmorfini sentezlemiş ve eroini bulmuştur. tıp tarihine hem eroini hemde aspirini bulan bilim adamı olarak geçmiştir. O yıllarda; kuru öksürük ve verem tedavisinde tedavi amaçlı başvurulan eroine büyük ümit bağlanıyordu. Günümüzdeki Uyuşturucu madde,  I. Dünya Savaşı yıllarında ağır yaralılara ağrı kesici olarak verilmiştir. Morfin bağımlılarını kurtarmak için fayda sağlayabileceği ileri sürülse de eroinin bağımlılık yapan çok ciddi bir uyuşturucu olduğu anlaşılmış, 1930’lu yılların başında adı ilaç listelerinden silinmiştir.

Bayer firması 1897 yılında yaptığı çalışmalar sonunda, aspirin denilen ağrı kesiciyi üretti ve tüm dünyaya kademeli bir şekilde pazarlamaya başladı, bu dünyanın ilk sentetik ilaçlarından biriydi, aspirin bayer firmasının markasıydı, ancak aspirin ismi “a” asetil “spir” ise bitki biliminde spiraeu ulmaria yani keçi sakalı bitkisinden esinlenilmişti, aslında onu oluşturan maddelerin ismiydi.

Ünü tüm dünyaya hızla yayılan aspirin, kısa bir süre sonra asetilsalisik asit ile eş anlamlı bir hale geldi, daha sonraları aspirinin yalnızca ağrıyı hafifletmekle kalmayıp, bir çok inflomasyona bağlı şikayetlere de iyi geldiği gözlemlendi, eklem iltihabı, kalp zarı iltihabı ve kan damarlarının iltihaplanması sonucu oluşan kawasaki hastalığına da iyi geldiği gözlemlendi, fakat aspirin bir çok faydasına ve tıbbi değerine rağmen bilim adamlarını şaşırtmaya devam ediyordu, çünkü bu etkiyi nasıl yaptığını henüz bilmiyorlardı.

Ancak isveçli ve ingiliz bilim insanları tarafından 1960 ve 70 li yıllarda yapılan çalışmalar sonuç verdi ve vücuttaki ağrı hissinden sorumlu prostaglandin denilen kimyasalların üretimini durdurduğunu kanıtladılar, böylece 1982 yılında bu buluş tıp dalında, araştırmacılarına nobel ödülünü kazandırdı.

Tabiki aspirinin hikayesi burada bitmiyor, aslında yeni başlıyor, çünkü bu ilacın popülerliği ve araştırmalar arttıkça, aspirininin riskleri de ortaya çıkmaya başladı, aspirin, aşırı tüketime bağlı olarak beyinde kanamaya neden olabiliyordu, ayrıca bağırsaklarda da kanamaya neden olabildiği gibi, reyes sendromunuda tetikleyebilirdi, reyes sendromu ise, çocuklarda karaciğer ve beyni etkileyen çok nadir olmasına karşın, genellikle ölümcül olan bir hastalıktı.

bu sebeple aspirin popülerliğini yavaş yavaş kaybederken, daha az yan etkiye sahip asetaminofen ve ibuprofen gibi ilaçlar yeni ağrı kesiciler olarak  piyasaya çıkmaya başlamıştı, böylece aspirinin başarısı ve popülerliği azalmaya başladı.

Ancak zaman geçtikçe yapılan araştırmalar, asprine olan ilgiyi yeniden alevlendirdi, çünkü 1982 yılında nobel ödülü kazanmış olan araştırmacılar, bu kezde aspirinin pıhtılaşmaya yol açan trombositlerin bir araya gelerek kan pıhtılarını oluşturan tromboksanların üretimini yavaşlattığını keşfetmişlerdi.

Bir dönüm noktası olarak kabul edilen bu sonuçlar, aspirinin daha fazla araştırılmasına sebep oldu, daha sonra yapılan deneylerde, katılımcıların kalp krizi geçirme riskini %44 gibi ciddi bir oranla engellediği kanıtlandı, günümüzde inme, felç, kalp krizi geçirme riski olan hastalara aspirin tavsiye edilmektedir, çünkü kalbe giden damarlarda kanı seyrelterek pıhtı oluşmasını azaltmaktadır.

Aspirin daha fazla araştırıldı ve kanserden öllme riskini de düşürdüğü belirlendi, özellikle kolon kanserine yakalanma riskini azalttığı tesbit edilen araştırmaların sayısı her geçen gün artmaktadır. aspirinin kanser üzerindeki olumlu etkileri, aspirinin anti trombosit özelliğinden kaynaklanıyor olabilir.

Aspirin hakkında bilgiler

Hikayesi 4 bin yıl önce başlayan, 121 yıl önce ilk sentetik ilaç olarak satışa sunulan ve günümüzde her yıl 100 milyar tablet üretilen aspirin hala sırları tamamen çözülememiş bir ilaçtır. Bu ilaç üzerine her yıl 200 araştırma 12 bin ilmi rapor hazırlanırken, 3500 bilimsel makale yayınlanıyor.

Aspirin 1950 yılında dünyanın en çok satılan ilacı olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiştir.

Isıya karşı oldukça dayanıklı bir ilaçtır ve Kaynama eşiği 135 derece civarındadır.

Aspirin 50’den fazla hastalığın iyileşmesinde önemli önemli rol oynamaktadır.

aspirin ateşi düşürüyor, ayrıca beyne ağrı duygusunu hissettiren hormonun hareketini yavaşlatıyor, ve ağrıyı azaltıyor.

araştırmalar, aspirin kullananların, alzaymıra  hastalığına yakalanma ihtimalinin düşük olduğunu gösteriyor, aspirin kullananlar göz kaslarını güçlendirdiği için daha az katarkta yakalanıyor, henüz deney aşamasında olan yaşlandırmayı geciktirme etkiside pek yakında insanlar üzerinde denenmeye başlanacak.

Aspirinin en çok bilinen özelliklerinden biride kanın yoğunluğunu azaltarak, kanın daha akıcı olmasını sağlıyor, kan içi maddeler yapışkanlık özelliğini kaybediyor böylece kalp krizi felç gibi hastalıkların gerçekleşmesini büyük oranda engelliyor, kalp kirizi geçirmiş hastalara ise doktorlar tarafından her gün aspirin kullanması tavsiye ediliyor, ancak bir doktora danışmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.

Ayrıca kanı seyrelterek akışını hızlandırdığı için şeker hastalarının kangren, körlük, böbrek kaybı ve kalp hastalığı, gibi dolaşım sisteminden kaynaklanan hastalıklara yakalanma ihtimalini de en aza indiriyor.

rahime giden kanın yetersiz olması, anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkiliyor, bu sebele doktorlar plasentaya giden atar damardaki  tıkanıklıkları açtığını böylece bebeğe daha fazla  kan ve besleyici sıvı gittiğini belirtiyorlar, böylece erken doğumlardaki bebek ölümlerini azalttığı belirtiliyor.  ancak hamile kadınlar doktora danışmadan kesin olarak aspirin içmemelidir.

Gelecek nesillere anılarını aktarmak
için yazan Sümerli Ludingirra:
“Bizim
uygarlığımız belki binlerce yıl sonra
yaşayan insanlara da geçecek. Bizim
attığımız temeller üzerine yenilerini
koyacaklardır. Ah! Onlar da bizi
hatırlayıp bıraktığımız kültür mirası
için teşekkür edebilseler
Kaynaklar:

butundunya.com/pdfs/2017/11/107-110.pdf

youtube.com/watch?v=uRhkDN2WjzI

One Response

  1. Mustafa

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.