Matematiği Kim Buldu

Evrenin ortak dili olan matematiği ilk kim buldu, matematik biliminin icadı nasıl gelişti işte detaylar. Matematiğin icadına dair tek bir kişiden veya topluluktan bahsetmek mümkün değildir. Dünya genelinde birçok uygarlığın kullandığı bir teknik olan matematiği, her medeniyet kendi yaşam koşullarına ve hayat tarzlarına göre şekillendirdi. Matematiğin kullanımı ile alakalı en eski medeniyetler arasında Mayalar, Hintliler, Yunanlılar, İslam Medeniyetleri ve Çinliler gelmektedir.

Her medeniyetin matematik formu diğer medeniyetlerde kullanılan matematiği de etkilemiştir. Kendisini geliştirerek dünya çapında yayılmaya başlanmıştır. Son olarakta bugün bildiğimiz matemetik biliminin standartlarına ulaşarak herkesin kullandığı bir bilim haline gelmiştir.

Tarihte matematiksel düşünce; ölçme, borç, vergi, astronomi hesapları gibi pratik problemlere çözüm tekniklerinin getirilmesiyle başlanmıştır. Diğer bilimler ile yakın ilişkisinin olması matematiğin çok hızlı gelişmesini sağlamıştır. Hızlı gelişmesinin ardından matematiğin yanında çok sayıda yan dal meydana gelmiştir. Bu dallara örnek olarak;  cebir, analiz, aritmetik hesaplar, istatistik, geometri, kümeler kuramları, sayısal çözümleme, olasılık kuramı ve trigonometridir.

Antik Dönem Matematik Bilimi Nasıldı?

Bu döneme ait en önemli matematik merkezlerinden olan M.Ö. 20002′ li yıllarda yaşamış Babil Medeniyeti olarak bilinmektedir. Babil Medeniyeti, ekonomik ve sosyal giderlerini karşılamak amacıyla denklem çözme, kök bulma, hacim ve alan gibi hesaplamalarda bulunarak matematiğin gelişmesine katkı sağlamışlardır. Astronomiye de olan ilgileri sebebiyle Trigonometri dalında da çalışmalarda bulunmuşlardır. Matemetiğe en büyük katkıları ise 60’lık sayı sistemini bulmaları ile olmuştur. Sıfır simgesinin de matematiğe katılmasıyla bugün kullandığımız onluk sayı sistemine çok benzeyen 60’lık sayı sistemi günümüzde açı ve zaman ölçümlerinde kullanılmaktadır.

Eski Mısır’dan günümüze kadar ulaşmış olan iki önemli matematik belgesi; M.Ö. 1900 ve M.Ö. 1700 yılları arasına ait Golenişev papirüsü  ile Rhind papirüsü dür. Bu papirüsler o dönemlerde aritmetik ders kitapları olarak anılmaktaydı. Matematik bilimi, Eski Mısır ve daha sonrasında Roma Uygarlığı’nda günlük yaşamı kolaylaştıran pratik bir araç olmaktan daha öteye gidememiştir.

Yunan Uygarlığının matematiğe olan ilgisi ise M.Ö 7-6. yüzyıllarda arasında Mezopotamya ve Mısır’dan gelen bilgilerin toplanması ile olmuştur. İlk sayma sayılarını bulan Yunanlılar, kendilerine ait matematik kuramlarını  M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkarmışlardır. Eski Yunan matematiğinin üzerinde çalıştığı iki önemli konu olmuştur. Bunlar; konu konikler ile astronomiden kaynaklanan küresel geometri problemleridir. M.Ö. 4. yüzyılın sonlarına doğru matematikte ulaşılan düzeyi ve yetkinliği, Eukleides’in “Öklit” tarafından yazılan ünlü Stoikheia (Elemanlar) ile çıkmıştır.

İslam Dünyasında Matematik Bilimi

Orta Çağ’da ve Hindistan’da gelişen matematik ve diğer bilimler İslam dünyasında yeniden canlandı. Abbasi halifesi olan Mansur’un verdiği emirler doğrultusunda Yunan biliminin yapıtları sistematik bir biçimde kendi dillerine çevrildi. Hint astronomisinin de yarattığı etkiler sonucunda Bağdat ilk İslam astronomi merkezi haline geldi. Matematik ve astronominin yeniden canlanmasında en önemli etkiyi yaratan Bağdat okulundan “Cebir’in mucidi Hârizmî” olmuştur.

Rakamlar ve sembollerden yararlanılıp, denklemler kurarak aritmetik işlemlerini genelleştiren matematiğin dalı cebiri, Farslı bilim adamı Hârizmî bulmuştur. Harizmi’den önce birçok uyğarlık cebiri kullanmıştır fakat günümüzde herkes tarafından kabul edilen cebir standartları Harizmi’nin icat ettiği gibidir. İslam Medeniyetinde matematik ve astronomi geleneği 1400’lü yıllara kadar aralıksız devam etmiştir.

İslam biliminin ve Müslüman bilim adamlarının çalışmaları Avrupa’ya 11. yüzyılda ulaşmıştır. İngiliz filozof “Adelard” ve 12. yüzyılda İtalyan matematikçi “LeonardoPisano” İslam biliminin Avrupaya taşınmasında liderlik etmişlerdir. 12. yüzyılda Yunan matematik ve diğer bilim eserlerinin dilleri Arapça’dan Latinceye çevrilmiştir. Bu eserler Rönesans’ın matematik ve bilim açısından bir temelini oluşturmuş oldu.

Matematiğin Tarihçesi

6. yüzyılda Kopernik’in astronomi ve Vesalius’un anatomi alanındaki keşifleri eski çalışmaların yanlışlarını ortaya çıkarmıştır. Matematikte yeni bir çağın habercisi olan ilk bulgular İtalya’da del Ferro, Cardano, Tartaglia ve Ferrari’nin üçüncü ve dördüncü derece denklemlere çözüm getirmeleri ile olmuştur. 16. yüzyılın sonlarında Fransa’da Viéte’nin çalışmaları ile çok hızlı gelişerek simgesel cebirin temelleri atılmış oldu.

17. yüzyılda İskoçya’da John Napier logaritmayı bulan isimdir. Ardından logaritmayı sonsuz küçükler yöntemi ile geliştirerek Cavalieri, geometriye uyarlamış oldu. 1637 senesinde Fransız filozof ve matematikçi Descartes  analitik geometriyi bulmuştur. Bu buluşunun ardından Fermat’ın da katkıları ile geometri problemleri cebirsel problemlere dönüşen yeni bir araç haline gelmiştir.

Matematiği sadece bir yan uğraş olarak sürdüren Fermat’nın sayılar kuramındaki teorileri ve Blaise Pascal ile birlikte ortaya çıkardığı olasılık kuramı ona en büyük amatör matematikçi unvanını kazandırmıştır.

Matematikte en önemli adım; Newton ve Leibniz’in 17. yüzyılında diferansiyel ve integral hesabı bulmalarıyle olmuştur. Newton’un 1687 yılında yazdığı “Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri” isimli eseri gelmiş geçmiş en büyük bilimsel kitap olarak kabul edilmektedir. Temel amacı doğayı anlatmak olan Newton, Kütle çekimi yasasını ortaya çıkarmıştır.

Leibniz bilgiye ve evrensel özelliklere ulaşmanın yolunu bulmak istiyordu. Leibniz’in bu isteğini geliştirmeyi tasarladığı simgesel mantık, George Boole tarafından 19.yüzyılda meydana çıkabildi. Fakat onun diferansiyel yöntemi 18. ve 19. yüzyıl matematiğinin gelişmesinde en önemli etkenler arasında olmuştur.

18. yüzyıl matematiğinde en önemli isimlerin başında  Leonhard Euler gelmektedir. Değişimler hesabı ve diferansiyel geometrinin kurucularından olan Euler, matematik biliminin birçok dalına önemli katkılarda bulunmuştur. 18. yüzyılın Euler dışındaki önemli matematikçileri ise Lagrange, d’Alembert, Laplace ve Gaspart Monge‘dir.

19. yüzyılın en büyük matematikçisi ünvanı Gauss‘a aittir. Matematiğin hemen her dalına önemli etkileri olmuştur.

20. yüzyılın matematiğinin öncü ismi Hilbert 1900 yılında Paris’te İkinci Uluslararası Matematik Kongresi’nde önerdiği 23 problem olmuştur. Günümüzde matematik ve diğer bilim alanlarında birçok soru ve araştırma kaynağını Hilbert’in bu problemlerinden almaktayız. Matematiğin gelişmesinde ve ilerlemesinde geçmişten günümüze birçok ismin katkısı olmuştur.

Yazar: Bilgi Kurdu

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.