Paratoneri kim buldu?

Paratoner Nedir?

Evlerin, yüksek yapıların veya sanayi tesislerinin yıldırımdan korunması için tasarlanan bir cihazdır. Paratoner, yıldırımdan gelen elektriği en kısa yoldan giderek toprağa aktarmasını sağlar. Yıldırımı genel olarak toprak ile bulut arasında elektrik yüklerinin hızlı bir biçimde yer değiştirmesi olarak tanımlayabiliriz. Genellikle havanın iletkenliğinin en yüksek olduğu yerlere düşer.

Yıldırım düşmesini tetikleyen etkenlerden biri; toprağın çevresinde herhangi bir yerde havanın iyonlaşması sonucunda yıldırım tam olarak iyonlaşan yere düşmesidir. En başlıca sebebi budur.

Paratoneri Kim İcat Etmiştir?

Benjamin Franklin 1760 yılında paratoneri icat etmiştir. Elektrik yüklerinin artı ve eksi değerlerini aldığını bulan ilk kişidir. Benjamin’in icat ettiği paratoner basit sivri uca sahip demir çubuktan oluşmuş ve bu demir çubuğun bir ucu da toprağa bağlanmıştır. Zamanla demir çubuğun yerini platin almıştır.

İcat ettiği paratoneri, 1752 Eylül ayında Philadelphia yer alan evinin kuzey kenarına taktı. Çelik uçtan oluşan demir çubuk, çatıdan 2.5 metre yükseltilmişti. Alt ucu ise, toprağın içine 150 santimetre derinliğe gömülü haldeydi. Paratoneri icat etmeden bir buçuk yıl önce yıldırımın elektrik yüklü olduğu yönünde bir teori sundu.

Benjamin Franklin’in “New Experiments and Observations in Electricity” adıyla yayınladığı gözlemleri, M. Dalibard isimli amatör bir Fransız fizikçisi tarafından gerçeğe uyarlandı.

M.Dalibard, Paris’ in 25 kilometre uzağında yer alan Marly-la-Ville’deki evine deney yapmak amacıyla bir paratoner taktı. 10 Mayıs 1752 günü 25 metre yüksekliğindeki bu paratoner binanın üzerine düşen bir yıldırımın hepsini çekerek toprağı iletti. Bunun sonucunda Franklin’in paratoner düşüncesi tam anlamıyla doğrulanmış oldu. Bu olayın haberi Amerika’ya gelmeden Franklin, 4 Temmuz 1752 yılında ünlü uçurtma deneyini yaptı ve kendi varsayımını kendisi kanıtlamış oldu.

Evine taktığı paratonerden sonra Philadelphia bulunan Akademi Binası’na ve Indepencence Hall’e de paratoner yerleştirdi. 1884 yılında Belçikalı ünlü fizikçi Melsens korunacak yeri Faraday kafesine aldı. Korunacak binanın yüzeyinde bulunan bir takım metalik metalik şeritler vardı. Bu metalik şeritler birbirleri ile bağlantılıydı. Hepsinin üst kısımlarında birer tane sivri uç bulunuyordu ve hepsi de topraklanmıştı.

Koruma sisteminin emniyeti, metalik hatlardan oluşan kafesin ağları arasındaki gözeneklerin küçük olmasıyla ilişkiliydi. Gözenekler ne kadar küçük olursa koruma o kadar güvenli olacaktı. Fakat bu durum her tesis için yeterli değildi. Faraday ile koruma maliyetli bir sistemdi.

Radyoaktif Paratoner Nedir?

M. Davzere ve Sazillar isimli iki bilim adamının çalışmalarından yararlanılarak geliştirilmiştir. Yapılan tespitler sonucunda yıldırımın meydana geldiği alanlarda hava fazla iyonlaştığı yönünde olmuştur. Bu araştırmadan hareketle yalnızca bir çubuk kullanılarak güvenli bir paratoner yapmanın mümkün olacağını bulmuşlardır.

Bu çubuğa, radyum ile donatıp bir de hızlandırıcı sistem eklenerek  paratonerin verimi arttırılması amaçlanmıştır. Gelişmelerle çok az miktarda radyumla, bol miktarda iyonizasyon sağlanmıştır.

Radyoaktif paratonerleri, Benjamin Franklin sisteminden yaralanılarak geliştirilmiştir. Yıldırımı herhangi bir istenen noktaya ve sonra onu toprağa boşaltmak için tasarlanan bir cihazdır. Sistemlerdeki bu benzerlik, çalışmadaki prensipten değişmektedir. Franklin paratoneri az miktarda iyon yapmakta, fakar radyoaktif paratoner çok miktarda iyon yaymaktadır. Örnek olarak bir miligram(mg) radyumun bir saniyede 2,8×1013 çift iyon yayar. Diğer yandan bu metot paratoner tarafından yayılan iyon akımını milyon değerinde bir katsayıyla arttığı için bulut yükünün azalmasında etkili bir rol oynar. Oluşan iyonlar, bir hızlandırıcı sistemle daha da yüksek hızlara çıkabilir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.