Sümerler Antik uzaylılar ve Anunnakiler: Birde benden dinleyin

ve : Bilginin kısıtlı olduğu ya da bazen üzerinin örtüldüğü durumlarda, spekülasyonların başını alıp gitmesini engellemek mümkün değildir.

Bilgisayarların ve internetin her an ve kolayca ulaşılabilir olması elbette iyidir,  Çünkü bilgiye bu sayede daha kolay ulaşabilir ve bu bilgileri kolayca karşılaştırabiliriz. Peki okuduğumuz bir bilginin gerçek olup olmamasıyla ne kadar ilgileniyoruz? İşte Bu koca bir soru işareti.

Son zamanlarda internette ve çevremde annunakiler konusu çok konuşulmaya başlandı ve, anlatılanlar sanki geçmiş tarihin bir parçasıymış gibi tarihsel gerçeklik olarak sunuluyordu, oysa gerçek hiçte öyle değildi…

Dilerseniz yazıyı okumak yerine videoyu izleyebilirsiniz..

Bu videomuzda sizlere sümerler ve annunakiler hakkında detaylı bilgiler vermeye çalışacağım iyi seyirler.

Sümer tabletlerinde yazılı olduğu iddia edilen ve son zamanlarda bir çok yerde duymaya başladığımız annunakiler hakkında bir hikaye anlatılır, bu hikayede insan ırkının tamamen uzaylılar  tarafından oluşturulduğu ve kendi dna larını kopyalayıp insan ırkının meydana getirildiği anlatılır ve bunu anlatırken sümer tanrılarının konuşmaları ve o dönemde çizilmiş çeşitli figürlerde bulunan çanta saat ve mühürdeki gezegen sayısı buna en büyük delil olarak gösterilir.

Hikaye ise şöyle başlıyor.

Nibiru isimli bir gezegenden gökten inen antik uzaylı olduğuna inanılan bir grup varlıklardan bahsedilir, bu varlıklar, niburu isimli gezegende yaşıyorlar ve gezegenlerinde oluşan bir hasarı onarmak için altın madenine ihtiyaç duyuyorlar, sonrasında ise dünyaya gelip altın çıkarmaya çalışıyorlar, altın madeni çıkarma esnasında yorulan bu varlıklar kendilerine işçi olarak bir canlı meydana getirmek istiyorlar, dolayısıle o dönemde bazı maymunlara kendi dna larını kopyalayarak insan ırkını oluşturmaya çalışıyorlar. Sonrasında ise insan ırkını madenlerde çalıştırıp altını çıkarıyorlar ve bu dünyadan gidiyorlar, geride ise köle olarak kullandıkları insan ırkı kalıyor. Sonuç olarak insan ırkı bu şekilde meydana gelmiş oluyor.

Uzaydan gelen annunakilerin atmosferleri için bahsi geçen altın arama çalışmaları sıklıkla tekrar ediliyor ve bu teori en temel amaç olma yolunda ilerliyor, ancak altın arama fikrinin Sümer tabletlerinde geçen metinlerle hiçbir ilgisi yok çünkü sümer tabletlerinde böyle ifadeler yok, bu fikir tamamen Zekeriya siccin isimli bir yazara ait.

Daha ilginç olan ise, Zekeriya siccin  eski sümer metinlerinden bu konuyla ilgili herhangi bir kaynak göstermiyor, tanrıların ve insanların savaşı kitabı sayfa 106 da “Yürütebileceğimiz en akla yakın tahmin, altın partiküllerrini Nibirurnun giderek zayıflayan atmosferinde kullanmak ve böylece tehlikeli düzeye gelebilecek bir incelmeye karşı onu korumak olabilir” diyor.

Biz derken neyden ve kimden bahsediyor, hangi sümer metinlerinde böyle bir ifade geçiyor? Elbette böyle bir ifade geçmiyor, sitchin bu atmosfer hikayesini kendisi kurguluyor.

Bu gün sümer tabletleri sözlüğünde altın kelimesini çok rahat bir şekilde aratabilir ve altın kelimesinin geçtiği cümleleri tek tek inceleyebilirsiniz ve göreceksiniz ki, altın basit ve sıradan işler için kullanılıyordu.

Yani Zekeriya siccin tarafından ortaya atılan bu iddia tamamen hayal ürünü olup bilim kurgudan ibarettir.

Şimdi annunakiler hakkında Biraz daha detaya girelim.

Dünya genelinde sayılı Sümerolog bulunmaktadır,bu Sümerologlardan hiç biri antik uzaylılardan ve annunaki olarak bilinen uzaydan geldiği söylenen bir ırktan bahsetmez.

Zekeriya siccin bir gazeteci olarak sümer kalıntılarının olduğu bölgelerde çalıştığı gazete adına haberler yapmış: sonrasında öğrenebildiği kadarının üzerine sümer yazı fonksiyonellerini ekleyerek çarpıtılmış bir hikaye uydurmuştur

.. dil bir kültürdür, bir dili tam manası ile öğrenmek için önce o medeniyetin kültürünü öğrenmek gerekir, ardından o medeniyetin dilini tam olarak anlayabiliriz.

ilk çağ dillerinin anatomisi günümüzde ki gramer lisan yazımı ile farklı çalışmakla birlikte, daha çok sembolik ve primitif bir anlayış sergilemiştir.. nitekim Sümerlilerin kullandığı çivi yazısı henüz tam olarak çözülebilmiş değildir.

Zekeriya sitchin ise teolog, sümerolog, mitoloji uzmanı ve bilim insanı değildir. Uzaylı ırkını Tamamen kafasında oluşturduğu kurgularla anlatmış bir kurgu yazarıdır.

Nitekim 12. Gezegen kitabının Türkçeye çevrilmiş yazarın notu bölümünde şu ifade geçmektedir.

“sadece çeviriler ve yorumlamalar olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Sonuçta, geçerli olan orijinal İbranice metindir.”

Yani buradan şunu anlıyoruz, iyi bir Sümerolog tarafından yapılan çeviri ve orijinal metinlerde yazanlar beni yalanlayabilir ve bana inananları hayal kırıklığına uğratabilir.

Yazarın kendisi bile bunların tamamen kendi yorumu olduğunu söylemesine rağmen, konunun kendisi çok ilgi çekici ve gizemli olduğu için, zaten arayış içerisinde olan insanın dikkatini çekmekte ve gerçeği yansıtmayan düşüncelere itebilmektedir.

Eski sümer metinlerinde annunnaki olarak geçen ifadenin cennetten inenler demek olduğu söylenmektedir, ancak bu tamamen yanlış bir anlatımdır, doğrusu hükümdarın kanı veya hükümdarın tohumu anlamına gelmektedir, yani tanrıların babası ve yaratıcısı olan anudan doğrudan yaratılmıştır anlamı taşımaktadır. Yani anu tarafından yaratılmış ve hükümdarın çocuklarıydılar.

Yani özetle kraliyet soyundan veya ‘hükümdarın kanı’ demek.

Çünkü Annunakiler, göğün kudretli tanrısı Anu/An’ın çocuğuydular

Mezopotamyalılar tanrılarını bu şekilde görüyorlardı.

Eğer annunaki nin anlamı kralın kanı veya kralın tohumu anlamına geliyorsa, nasıl oluryor da cennetten dünyaya inenler anlamı çıkıyor? İşte tam burada Zekeriya sitchinnin kurguları devreye girerek cennetten inenler anlamı ile değiştiriliyor, ve antik uzaylılar iddiasını destekleyenlerin anunnaki hakkında iddia ettikleri her şey Zekeriya siccin adındaki yazara dayanıyor.

Çünkü kitabın yazıldığı 1970 lerde bilgiye ulaşmak ve diğer bilgilerle kıyaslamak çok zordu, ancak günümüzde bilgiye ulaşmak ışık hızında gerçekleştiği için çok hızlı bir şekilde ulaşıyor ve doğruyu yanlışı anında kıyaslayabiliyoruz. Bu nedenle sitcinin annunaki tanımının yanlış olduğunu görüyoruz. Nitekim Zekeriya sitchinin kitabında annunaki tanımını çok fazla görürsünüz ancak annunaki sözcüğüne cennetten inenler, gökten inen elliler veya uzaylılar tanımını verebilecek bir Sümerolog bu dünyada bulunmuyor.

Dolayısı ile sümerlerde çok önemli olan tanrılarla ilgili bölümü bile yanlış çevirmişse geriye kalan bölümlerde daha neleri yanlış çevirmiştir ya da kurgulamıştır tahmin etmek elbette zor değil. Nitekim bir çok uzman yaptığı çevirilerle ilgili olarak Zekeriya sitchine meydan okudular.

Bu uzmanlardan biri İbranice ve eski dil bilimi uzmanı olan Dr.Michael Heiser.

  1. MİCHAEL şöyle söylüyor, sitchin kendisini bir sümer dil uzmanı olarak lansetti ancak şimdi görüyoruz ki, sümer dilinin en temel kural ve kelimelerini dahi bilmiyordu. Diyor.

Ayrıca dr heiser, sitchin ve onun taraftarlarına yönelttiği meydan okumalarda yazar sitchinin herhangi bir şekilde eski dil ya da Ortadoğu tarihi hakkında eğitim aldığına dair bir belge bulunamadığını belirtiyor.

Sitchinin antik uzaylılar ile ilgili söylemlerini ise şu şekilde çürütüyor, kitapta geçen ifadeye göre bu yaratıklar gökyüzünden uçan objelerle geldiler, iddiasını korkunç bir yalan olarak nitelendiriyor, ayrıca bu ifadelerin sümer tabletlerinde herhangi bir şekilde geçmediğini ve kelime kelime aratıldığında dahi bu ifadelerin bulunamayacağını söylüyor.

Ve bu iddiasını normal sıradan insanların bu bilgiye kolay bir şekilde ulaşabileceğini ve sümer yazıtlarında geçen ifadeleri tek tek inceleyerek bu bilginin asla var olmadığının anlaşılabileceğinin altını çiziyor..

Hatta bu konuda birkaç örnek vererek konunun daha güzel anlaşılması sağlanıyor.

Annunnakilerin gökten indiler cümlesini sümer tabletlerinde bulamazken, buna en yakın anlam içeren şu cümle ile karşılaşıyoruz.

Annunakiyi an unun cenntte yaratılışı olarak geçmesi bölümüdür ki, burada bile sümerlerin demek istediği şey, an ın annunakiyi direk olarak yaratmasıdır, uçan objelerle indikleri konusu tamamen uydurmadır. Antik uzaylılar hakkında burada yapılan şey, kanatlı ve yuvarlak disk şeklinde gösterilen bölümlerin uzay araçlarına benzetilmesi ki bu şekiller de, güneş ya da ay tanrısı ile ilgili ancak kesinlikle antik uzaylılarla ilgili değil.

Zira bu bilgileri araştırmak için kurulmuş olan koca bir sümer sözlüğü bulunmakta, Bu sözlük bütün başlıca sümer destanları ve kaynakları içeriyor Açıklama bölümünden vereceğim site adresinden buradan dilediğiniz gibi araştırma yapabilirsiniz.

http://etcsl.orinst.ox.ac.uk/

Birde Sümerli olarak gösterilen ve bir takım kanatlı varlıklardan bahsediliyor sürekli. Hatta bu yarı hayvan ve yarı insan gibi görünen canlıların dna kopyalaması sonrası başarılı olamamış deneyler olarak gösteriliyor

Ancak Sümerli olarak gösterilen kanatlı yaratıkların Sümerli olmadığını ve onların akatlı cinler olduğunu da ayrıca belirtmek gerekiyor.

Hazır yeri gelmişken bunlardan da bahsedelim, antik uzaylı olarak gösterilen kanatlı varlıklar uzaylı değil hatta bunlar Sümerli bile değil onlar Akatlılar

Anunnakilerle alakası olmayan bu varlıkları şu şekilde özetleyelim, Akatlıların inanışına göre, doğanın bazı bölgeleri cinler tarafından kontrol ediliyordu, çünkü besin kaynakları olan tahılların ve ekip biçtikleri ürünlerin döllenmesini arı veya kuş gibi kanatlı canlıların yaptığı gibi cinlerinde bu görevi yaptıklarını düşünüyorlardı, hatta bir çok duvar işlemesinde kanatlı olarak gösterilen bu cinlerin ellerinde çanta olarak lanse edilen polen veya su dolu kova kozalak ve diğer ellerinde erkek çiçeklerle, çoğu zaman ise bir hurma ağacını (ki bu bolluğun sembolü) döllerken görürüz……

Bazen krala doğru yönelmiş şekilde görürüz, Sümerli metinler sayesinde biliniyor ki, kral tanrılar için arabulucuydu ve bolluktan, bereketten sorumluydu.

ayrıca yine bu cinleri göstererek bu varlıkların kol saati taktığı yönünde iddialar var, o halde bu uzaylılar zaman konusunu oldukça ciddiye alıyorlar, çünkü iki kolda bazen alınlarında da bu kol saati denilen şeyi takıyorlardı, oysa bunun açıklaması çok basitti çünkü bu saat denilen şey akatların doğurganlık ve bereket tanrıçası iştarın sembolüydü aynı şeyi babilde iştar kapısında da görüyoruz.

Bu varlıkların kanatlı olmasını yeterince açıklıyor, çünkü doğada döllenmeyi kuşlar ve arılar gibi canlılar yaptığı için cinlerinde doğayı kontrol ettiklerinden dolayı  bunu kanatlarla temsil etmişler, dolayısı ile ortada kanatlı antik uzaylı diye bir şey yok ne yazık ki.

aslında  Zekeriya sitchin ne yaptığını tam olarak bilmiyordu, Sümerlilerin altın madeni hikayesini ele aldığımız da, sümer tabletlerinde böyle bir ifadenin geçmediğine şahit oluruz, ancak sitchin bu konuda dikkat çekmek ve daha gizemli olmasını sağlamak için böyle bir ifade kullanmış olabilir.

Dr. heiser sitchinin sümer metinlerinde yaptığı çevirilerin hatalı ve aslı olamdığını belirtiyor, örneğin 12.gezegen kitabında sayfa 329 da şöyle bir bölüm geçiyor.

Ea için yazılan bazı Mezopotamya ilâhîleri, onu “bilgelik tanrısı” diye çevrilen Bel Nimiki adıyla ulular ama doğru çevirisi, şüphesiz “madencilik tanrısı ” olmalıdır. Tıpkı Nippur’daki Kaderler Tableti’nin yörüngesel verileri içermesi gibi, Nergal ve Ereşkigal’e teslim edilen Bilgelik Tableti’nin de aslında “Madencilik Tableti”, Nefilimlerin madencilik çalışmalarıyla ilgili bir “veri bankası” olması gerekir

Eski diller uzmanı dr.heisere göre ise, bu bölümde geçen bilgelik tanrısı bölümü madencilik tanrısı olarak değiştiriliyor ama neye ve kime göre değiştiriliyor, Sümerolog vasfı taşımayan birine göre mi yoksa koca bir sümer sözlüğüne göre mi, işte burada inanıp inanmamak sizlere düşüyor, dilerseniz bilime, dilerseniz kurgulara inanırsınız.

Aslında her şey çok açık, sitchin yarattığı kurgulara uyum sağlaması için bir de madencilik tanrısı ve madencilik tableti olarak bir şey kurguluyor.

Bir çok bölümü kendi kurgularına göre çeviren bir yazara inanmamak için çok neden var, nitekim yazılanları sümer sözlüklerinden rahatça çevirebilir ve gerçekleri görebiliriz.

Yaratılış destanında geçen altın toplama iddiası ve tufan hikayesi

Yaratılış metinlerinde tanrıların altın aradığı iddia edilir, ancak yaratılış destanında anlatılan altın toplama değil yaratılış destanında olması gerektiği gibi tanrılar dünyayı yaratıyorlardı, hatta fırat ve dicle nehirleri ile dağları  yarattığı da geçiyor metinlerde ayrıca tanrılar dünyayı yaratırken yoruldular ifadesi de bulunuyor ancak altın toplamak için yorulmadılar.

Tufan hikayesi

Sümerli metinlerde tufan hikayesi şöyle anlatılır: Tanrıların yarattıkları insan sayısı arttıkça çıkardıkları sesler tanrıları kızdırdı bu sebeple bir tufan çıkararak insanları öldürmeye karar verdiler, sonra bir adama gemi yapması için emir verilir ve gemiye adam ve ailesi alınması söylenir 7 gün 7 gece bu tufan sürer adam ve ailesi kurtarılır.

Kuranı kerimde de hz. Nuha bir gemi yapması söylenir ve her canlıdan bir çift olmak üzere gemiye bindirmesi söylenir, hz. Nuh ailesi ve ona inanalar kurtarılır.

İncilde geçen tufan hikayesinde ise, tanrının oğulları tanrının dediklerini yapmazlar ve dünyaya geldiler, kadınlarla cinsel ilişki kurup nephilim denilen devleri oluşturdular, nephilimler  ise neredeyse tüm insanlığı yok etti ve tanrı da sel göndererek tüm insanlığı yok etti.

Kutsal kitaplardaki tufan hikayesi ile Sümerlilerin tufan hikayesi arasında bir çok benzerlik vardır, hatta bu konuda kutsal kitapların tufan hikayesini Sümerlilerden aldıklarına dair bir çok iddia bulunmaktadır, ancak antik diller üzerinde uzmanlaşmış bir çok eleştirmene göre kopyalanmış bir hikaye bulunmuyor bilakis,

bu hikayelerin ortak bir kaynağa dayanıyor olması konusunda hemfikirler çünkü tufan hikayesi, sadece Sümerlerde değil bir çok kültürde kendisini gösteriyor, benzer ifadeler kutsal kitaplarda, Çin de Avrupa’da orta doğuda Kızılderililerde güney Amerika da ve daha bir çok medeniyette bu hikayeler anlatılıyor.

Tufan hikayesi bir çok medeniyette farklı şekillerde anlatılsa da konu bütünlüğü aynı, ancak toplumların göç etme sebepleri ve yaşadıkları bölgeye göre hikayenin orjinaline yeni şeyler eklenmiş ya da eksiltilmişt ama hikayenin temel konusu hiç değişmedi bu nedenle eleştirmenlere göre kaynak tek bir yerden geliyordu..

burada sorulması gereken soru tufan hikayesi Sümerlilerden mi alınmıştır değil, hangi hikayenin gerçek olduğu sorusudur.–––

Aslında anlatılacak ve kanıtlanacak daha çok şey var ancak sizi daha fazla sıkmak istemiyorum

Sonuç olarak sümerler kendi zamanlarına göre gelişmiş bir medeniyetti ve ilkel değildi, sanat astronomi bilim ve daha bir çok şeye öncülük ettiler, kendi zamanlarında günümüzde yaşadığımız gibi düzenli bir toplum yaşantıları vardı, ve günümüzde olduğu gibi yaşanılanları kayıt altına alıyorlardı, bu gün sümerler hakkında tüm bildiklerimiz bu kayıtlar sayesindedir.

Zekeriya sitchin ise bir Sümerolog değil bir çeşit bilim kurgu yazarıdır, antik uzaylılar konusunu kendisi kurgulamıştır, bu nedenle dilerseniz bilime inanırsınız dilerseniz kurgulara seçim sizin.

Araştıran, merak eden ve sorgulayan insanların çoğalması dileğiyle bir sonraki videoda görüşmek üzere.

Hoşçakalın.

Kaynaklar:
Sümerce bilmeden sümer metinlerini okuyabilmek
youtube.com/watch?v=SgGjUh4wZko
Kaynak: Antik Uzaylılar – Sümer Tabletleri, Zecharia Sitchin, Annunaki (Türkçe Altyazılı)
youtube.com/watch?v=DOQDuuAUP7M
Anunnakiler Astronot muydu?Meçhul Anunnaki İmparatorluğu ve Gökten İnen Elliler Yalanı
youtube.com/watch?v=h1o4uuB54W8

Dr.michael heiser tarafından hazırlanmış geniş döküman ve açıklamalar.
sitchiniswrong.com

Sümer sözlüğü:
etcsl.orinst.ox.ac.uk

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.